Sosyal Medya Bağımlılığı ve Like’larla Huzur Bulan Ruhlar

Sosyal medya artık vazgeçemediğimiz günlük ritüellerimizden biri. Bir yaratıcıya dua eder gibi, kullandıkça huzur buluyor ruhlarımız. Sabah daha yataktan kalkmadan başlıyor tüm serüven. İlk onun adını anıyoruz yatağımızda, kafamız yastığa gömülü, tek gözümüz açılmazken henüz uykudan. Gün içinde yine en çok onun adını anıyoruz. Yirmi dakika bakmadığımızda sıkıntıya giriyoruz, ellerimiz titremeye, kendimizi kötü hissetmeye başlıyoruz. Dozajı önemli değil, damarlarımızda dolaşmaya başlayınca etkisi, rahatlıyoruz, hayat kısa bir süreliğine de olsa yeniden renkleniyor, anlıyoruz ki bir sonraki doza kadar rahat olabiliriz artık.

Tarih boyunca iletişim araçlarının yaşamış olduğu dönüşüm-değişim, insanlık tarihinin de yönünü tayin eden değişimlere yol açtı şüphesiz. Matbaanın icadından telefonun icadına kadar tüm bu gelişmeler, insanların yalnızca iletişim şekillerini değil, günlük hayatlarının da değişimine ön ayak oldu. Her yeni iletişim teknolojisiyle birlikte yaşam tarzımız biraz daha değişti. ‘Cep telefonu olmadan nasıl yaşıyorduk’ sorusu, bu değişimin en dramatik göstergelerinden biri değil mi? Bugün bırakın cep telefonunu hayatımızdan çıkarmayı, yarım saat uzak kalmaya tahammül edemiyoruz. Gerçekten biz cep telefonu olmadan nasıl yaşıyorduk?

1-PQKu0eYH4l4Psw9018izFQ

Hayatımızın sürücü koltuğunda oturan teknoloji bizi her gün bambaşka diyarlara götürmek arzusunda ve biz hiç tereddüt etmeden tüm kontrolü ona teslim etmiş durumdayız.

Teknolojinin gelişimiyle birlikte, büyük çapta kitlelere ulaşmak için geçen süre baş döndürücü bir şekilde giderek kısalıyor. Telefonun icadından bugüne, 50 milyon kişiye ulaşma süresi 75 yıldan 35 güne inmiş durumda. Yüksek hızda seyir eden bir aracın içindeyiz, normalde midemiz bulanıp kusmamız gerekiyor ancak sanal gerçekliğin ördüğü duvarlar, duruyormuşuz hissi uyandırıyor hepimizde. Kafamızı camdan çıkardığımızda anlıyoruz ancak ne kadar hızla gittiğimizi.

Sosyal medyaya gelirsek, değişen iletişim teknolojilerinin hayatımıza kattığı en büyük yeniliklerden biri sosyal medya ve en az matbaanın ya da telefonun icadı kadar önemli. Dünyada temiz su ya da yeterli yiyeceğin yani yaşamsal ihtiyaçların sağlanamadığı bölgelerde bile, sosyal medya kullanımını görmek mümkün. Bu değişimin arkasındaki motivasyona baktığımızda ise insanların var olma-varlıklarını hissedebilme refleksiyle orada olma ihtiyacı hissettiğini görebiliyoruz. Sosyal medya artık yalnızca bir iletişim aracından ötesini ifade ediyor hepimiz için.

1-6Gs9xqDX8ILHxdIsenhj0w

Üstteki fotoğraf geçtiğimiz hafta Suriye’de çekildi. Fotoğraftaki adamın bombardımanın ardından yıkılan binaların üstüne çıkıp elini havaya kaldırmasının ardında düşmanlarına yıkılmadık mesajı vermek yok. Tek amacı, çıkabildiği en yüksek noktaya çıkıp cep telefonunun çekmesini sağlamak. Varlığına yapılan saldırının ardından bile, dış dünyaya bağlanma ihtiyacını karşılamak.

Gelişen teknolojiyle birlikte değişen hayatlarımız, her geçen gün biraz daha yalnızlaşan, ona nereye gideceğini hatırlatan binlerce yön tabelasına rağmen yolunu kaybeden ve uçurumdan düşerken son bir refleksle bulduğu son dala tutunmaya çalışan bireyleriz hepimiz. Böyle bir ortamda ise sosyal medya asla yalnızca bir iletişim aracı değil. Sosyal medya tüm kötülüklerin anasıda değil. Yeni yeni oluşan bu yeni dünyanın kendi kurallarını belirleyebilmesi için biraz zamana ihtiyacı olduğu ise yadsınamaz bir gerçek.

Beni Twitter üzerinden de takip edebilirsiniz: @MarketingHolmes