Oysa Anlamak İçin Toplumu Hayallere Bakmak Yeterliydi

Aldanmak giriştiğimiz her işte
Şaşmaz yazgısı hepimizin
Sabah parlak işler tasarlar
Gün boyunca budalalık ederim
-Voltaire

İnsanlarla hayalleri hakkında konuşmayı seviyorum. Hayaller hayatın tüm gerçekliğinden, günlük koşuşturmacalarından, tüm o sıkıntı ve kederlerinden kurtarılmış bir ütopya bir paralel evren. Çünkü insanların, Edip Cansever’in ‘Masa da masaymış ha’ şiirinde dediği gibi ne yapmak istiyorsa masaya onu koyduğu yer hayaller. Bulutsuz bir temmuz akşamı gibi. Yıldızların öyle parlak ve yakın olduğu yer ki hayaller, ne kadar güçlü hayalleriniz varsa yıldızlara o kadar yakın olabildiğiniz yer. İnsanlarla hayalleri üzerine konuşmak tüm bu saklı cennetleri keşfetmek gibi. Doğup büyüdüğünüz mahalleye yıllar sonra dönüp kahvesinde çay içmek gibi.

İnsanlarla hayalleri üzerine konuşmak istememin birkaç nedeni var. Bunlardan ilki, insanların gerçek kimliğine ulaşma isteğim. Günlük sıkıntı ve sorunlardan beli bükülmüş, bırakın hayal kurmayı kendine doğru düzgün bir yaşam alanı bile yaratamamış günümüz insanını anlamanın en kestirme yolu onlarla hayallerini konuşmak. Yol üstündeki bir seyyar satıcıdan 1 liraya alabildiğiniz bir kazı-kazan kartı kadar basit aslında o değersiz kağıt parçasının altında yatabilecek milyonları keşfetmek. Yeter ki o alanı kazımak isteyin. Emin olun altından beklediğinizden çok daha fazlasını bulacaksınız.

Bir diğer neden ise insanın hayallerinden o kişinin vizyonuna, dünya görüşüne kadar birçok detaya yalnızca birkaç dakika içinde erişebilme olanağı. Konuyla alakalı bir anektodu aktarmak istiyorum. İnsanın kişisel gelişimi ve dünya görüşünü geliştirmesi açısından askerliğin büyük önemi olduğunu düşünüyorum. Askerliğin gerekli olup olmadığı konusunda yapılan kısır tartışmaları bir kenara bırakırsak, doğumundan askere gidişine kadar aşağı yukarı aynı gelir seviyesi-aynı eğitim düzeyine sahip kişiler arasında büyüyoruz hepimiz. Her ne kadar aksi düşünülse de bu durum üniversite dönemi için de geçerli. Dönüp üniversite dönemindeki arkadaşlarınıza baktığınızda bunu rahatlıkla görebilirsiniz. Ancak askere gittiğinizde durum biraz daha farklı bir hal alıyor. Şimdiye kadar hiç birarada bulunmadığınız insanlarla birarada yaşamaya başlıyorsunuz. Toplumun aslında sizin düşündüğünüz gibi olmadığını, insanların ne kadar farklı düşünce yapılarına sahip olabildiğini, insanların nasıl bu kadar eğitimden uzak kalabildiğini hayretle gözlemliyorsunuz. İnsanların Türkiye’nin başkentinin neresi olduğunu bilmediğini, bugün toplum tarafından ayıplanan birçok davranışın onlara ne kadar doğal geldiğini, aslında ne kadar izole bir yaşam tarzınızın olduğunu görüyorsunuz. Reyhanlıda gerçekleşen patlama sonrasında yapılan seçimlerde iktidar partisinin Reyhanlı’da neden tekrar seçimi kazandığını, oranın insanlarıyla konuşunca çok daha iyi anlayabiliyorsunuz. Masa başında-ekran karşısında görünenle gerçeğin aslında ne kadar birbirine uzak olduğunu orada anlıyorsunuz.

 1-c6ODWzkga6DbRLkThXYRMA

Askerliğin hayallerle birleşen kısmına gelirsem, fırsat buldukça diğer asker arkadaşlarımla hayalleri üzerine konuştum, onlara 5 yıl sonra kendini nerede görüyorsun diye sordum. Çünkü aldığım cevaplar beni, yaşadığım toplumu biraz daha anlamaya yaklaştırıyordu. Bunlardan birini anlatmak isterim: lise mezunu, bir takım ailevi sorunlardan dolayı küçük yaşlardan itibaren sokaklara alışmış, suça eğilimli, Türkiye’nin başkenti ya da Cumhurbaşkanı hakkında en ufak bir fikre sahip olmayan bir arkadaşımdı Özgür. İlk defa böyle biriyle tanışıyordum ve onu yargılamak yerine onu anlamaya çalışmak istedim hep. Bir gün yine böyle konuşmalarımızın birinde, hayalini sordum Özgür’e. Oturduğu sandalyede doğruldu, boğazını temizledi, ilk defa o kadar ciddi görüyordum Özgürü, abi dedi askerliğim bittikten sonra çok çalışacağım, ama yani gerekirse yiyip içmeyeceğim, gece gündüz çalışıp bir doğan alacağım dedi, camlarına siyah bant çektireceğim, kızları da alıp gezeceğim dedi. En büyük hayalim bu. Ne pahasına olursa olsun yapacağım!

Buradaki amacım asla bir kesimi küçük görmek, Özgür’ün hayallerini değersizleştirmek ya da kendi hayallerimi onore etmek değil kesinlikle. İnsanların hayallerini anlamaya başladığınızda toplumu da anlamaya başlıyorsunuz. Farklı düşünce yapılarını, sizden farklı düşünen insanların varlığını, toplumu oluşturan bireylerin temelde ne istediklerini anlamaya başlamak, yalnızca günlük yaşamınızda değil, iş yaşamınızda da sizi yukarıya taşıyacak bir etken. O yüzden mümkün olduğunca insanlara hayallerini sorun. Onları anlamaya çalışın, emin olun bunları yaptıkça dünya çok daha yaşanılır bir yer haline geliyor.

Beni Twitter üzerinden de takip edebilirsiniz: @MarketingHolmes