Bir Sigara İçimi Uzunluğunda — İsmet Abi

Rüyalar dedi, rüyalar kadar güçlü bir şey yok şu dünyada.

Sigaranın kirlettiği boğazını temizledi önce, oturduğu sandelyede doğruldu, gözyaşlarıyla ıslanan gözlüklerini kulağının kaşınmasına aldırış etmeden çıkardı, kazağının altındaki atlete zar zor ulaşıp sildikten sonra, rüyalar dedi, rüyalar kadar güçlü bir şey yok şu dünyada.

Yine biraz çakır keyifti o gün. Belliydi yine Zeki Müren dinlediği. Ne zaman eski plakların arasından Zeki Müren’i bulup çıkarsa dayanamaz birkaç duble içerdi. Bakmayın böyle dediğime öyle çok içen biri değildi belki İsmet abi ama Zeki Müren’e de dayanamazdı.

Toplumun getirdiği normlarla ta en başından beri alıp veremediği vardı İsmet abinin. Misafir odası mesela. Yılda 3–5 gün misafir gelecek diye evin en güzel en geniş odasını kapatmak hiç aklına yatmazdı. Daha ilk haftasında evliliğinin, tüm misafir odasını yeniden dekore etmişti. Önce Technics marka zamanının en pahalı pikapını almıştı eve, evin en güzel odasının en güzel köşesine özenle yerleştirip, güzel de bir dolap yapmıştı plaklar için, elinden gelirdi. Her hafta her plağı tek tek karton kılıfından çıkarır, nazikçe tozunu alır, her plakta sevdiği birkaç şarkı vardı onları dinler, ondan sonra yerine nazikçe yerleştirirdi. Nazan teyze, rahmetli çok kıskanırdı plakları. Bazen tüm plakları tek tek kırmak istediğini, İsmet abi plaklarla ilgenirken Nazan teyzeye baktığınızda görebilirdiniz. “Yine kavuştun sevdiğine” derdi bazen kendini tutamayıp. “A be İsmet beni şu plakları sevdiğinin yarısı kadar bile sevseydin dünyanın en mutlu insanı ben olurdum” derdi şakayla karışık.

Nazan Teyze rahmetli oldu olalı İsmet abi de eskisi kadar dinlemez olmuştu plakları. “Nazan’a belli etmezdim ama ben en çok onunla dinlemeyi severdim” der, rakısından bir yudum daha alır, yaktığını unuttuğu sigarasının üzerine bi’ kere vurup küllerini temizledikten sonra ağzına götürür, uzun bir nefes aldıktan sonra tüm kederiyle dışarı verirdi dumanını. Sigaranın yanarken çıkardığı ses hoşuna giderdi.

“Yine rüyamda Nazan’ı gördüm be Ahmet” dedi gözlüklerini taktıktan sonra. Sesi kötü geliyordu, duyduğu özlemin ağırlığı daha ağzından bile çıkmadan tüm kelimelerini anlaşılmaz bir hale getiriyordu. Anlaşılan göz yaşlarının sebebi Zeki Müren değildi! “Misafir odasındaydık, ben yine plakları temizliyordum, o ise almış eline yine bir şeyler örüyordu, bir yandan Zeki Müren’in ‘Yıldızların Altında’ şarkısı çalıyordu. Sırf ben çok seviyorum diye Nazan nefret ederdi bu şarkıdan ki başlar başlamaz yüzünü hiç kaldırmadan kaşlarını çatmıştı yine.” dedi ve artık iyice tükenmeye yaklaşan sigarasını parmaklarını hafif hafif yakmasına aldırış etmeden tekrar küllüğe yerleştirip, “rüyalar” dedi, “rüyalar kadar güçlü bir şey yok şu dünyada.” Tükendiği tüm kelimelerinden belli oluyordu İsmet abinin, sigaraya ayıp olmasın diye belli etmiyordu hepsi bu..

Beni Twitter üzerinden de takip edebilirsiniz: @MarketingHolmes